26 Eylül 2011 Pazartesi

1989'da doğup 2000'lerde adam olmak

İnsanlar yaşını aldıkça sanırım geçmişe özlem duymaya meraklı bir hal sergilemeye meyilli oluyor. ne kadar ileriye giderse takvim aklın sürekli geçmiste biryerlerde tutunup kalıyor. 80'lerde bir deniz olup akamadık okyanuslara belki ama 90'ların son demine yetistik biz. küçükken küçük umutlarımız oldu hep mahallemize ilk defa dökme tas dösenmisti o zamanlar belediyenin az calısan iscilerini ilk o zaman cok sevdim cunku heryer kumdu ve istedigimiz kadar top oynayıp ucabiliyorduk kaleye giden topa.

sıkıcılık diye bir oyunumuz vardı bizim insaatlardan çaldıgımız elektirk borularının içine taktıgımız külahları inadına gözümüze atardık hep ve refleksin ne kadar önemli bir sey oldugunu ögrendim o külahın göz kapagıma ziplenmesiyle.

kücük oyunlar olurdu hep bizde mevsimine göreydi oyunlar yaz geldigi zaman insaatlar yapılmaya baslanırdı ve paslı çivileri toplardık köhne yerlerden belki o zaman sermaye piyasası diye bir bilgimiz yoktu bilmiyorduk kaç lira ederdi bir 9-15 çivi ama onu aramak ve bizim kıtmek ama aslında ütmek dedigimiz eylemi gerceklestirdiginizde iste o zaman büyük adam olursun herkes adamım diye kosar pesinden.

biz kücükken hiç yoksul olmadık ama çok yokluk çektik sanırım arka mahallenin sümüklü cocukları olarak. 9 kat top almak için para biriktirdik biz ve ilk o zaman ögrendim sanırım tasarruflu olmayı. ciklet yada çitos almayıp top almaktı bizim gayemiz. hemen ulasamadıgımız seylerinde degeri cok oluyor insanın gönlünde ne zaman topumuz patlasa gözlerimizde anlamsız bir hüzün olurdu ve tekrar çitos orucu tutardık hepimiz..

eskiden güzeldi günler geçerdi cabucak mahallenin arasında terden sırılsıklam olmus sırtıma annemin soktugu havlularla büyüdüm ben. günümüzde nedense cok göremiyorum böyle seyleri. çocukları sokmuslar 4 duvar arasına ve bi teknoloji getirmisler adınada bilgisayar demisler sabahtan aksama angry birds oynuyor cocuklar yada kantır sıtrayk. hiç basını yarmamıs onlar taslı sokaklarda yere düsüp. sporcu kartlarıyla tanısmamıslar. havludan bebek yapmamıslar mesela.

yahu atın sokaklara cocukları hepsi sokak cocugu olsun ama yanında gölge gibi duran ebeveyni ile birlikte. omo kullanın kirlenmek güzeldir. ha bide OMO'dan dağ çizerdik biz zamanında.

24 Nisan 2011 Pazar

garip insan anatomileri üzerine şizofrenik cümleler

efendim konunun başlığı her ne kadar birden fazla gereksiz cümle içeriyorsada ahanda karsılasıtıgım insanlarda öyle. Yaşlı bir amcanın dizine oturan ve ondan prensesli ejderhalı hikayeler bekleyen cocuklar gibi oturun bakın dizime size neler anlatacagım.
Herkes şu Dünya'ya tek gelir ve tek olarak gider lakin o iki tek arasında gecen zamandada hayatımıza o kadar insan girerki hey dostum bosver kafana takma haydi gel iki tek atalım dedirten olaylar yasanır onlar girdikten sonra. mesela annemin karnında hiç üzülmemisimdir bence cunku ekmek plazenta'dan su bilmem ne borusundan.
hayatıma giren ilk arkadasım kim bilmiyorum zaten son girenide hatırlamam herhalde kalbur gibi bir hayatımızın olacagı hatta oldugu kesin. konuyu dagıtmadan devam ediyorum tamam. hayatta birlikteliklere degisik isimler vermisiz biz. bazen asık cift, bazen sıkı dost, kan kardesi... ben asıkları ele alacagım o gecen evrim süresini anlatacagım size klavyem döndügünce. birgün birisini görürsün aha dersin bu mu yoksa hayatımı adamam gereken insan bi glücük beklersin oda gülerse sayet tamamdır ask kapısının sürgüsünü araladın demektir artık önce götünü sonra basını sokarsın o kapıdan. biraz zaman gecer birbirini tanımaktır ya mesele sinema tiyatro ne kadar sosyal etkinlik varsa hepsine gidersin sonra bigün kırmızı ısıktan karsı karsıya gecerken erkek yada kadın dur elinden tutayımda araba carpmasın bahanesiyle yapısır ellerine ki lanet olsun yapısmasa keske o zamanda sevgili olmuso olursun. ergen deyimiyle çıkmak, olgun deyimiyle sosyal arkadaslık, babaannemin deyimiyle sevismek hangisi hosunuza gidiyorsa. basta Murtaza olan adın zamanla canım olur sonra Askım olur seviglim bitanem hatta kimileri igrenc isimlerde bulabilir. kocası diyende var kelebek'im diyende insanların sözsel fantazileri pek ilgilendirmez beni. ama kelebek'im ne lan! neyse neyse sonra zaman gecer gecer iste 3 4 ay hafiften bi catırdamalar olur noluyo dersin faredir fare der sana hayat devam edersin uyumaya ya da yasamaya sonra da birgün gitmis. bu kadar basit. hayatına almak icin ugrastıgın o insan gitmistir. gelmesi icin aylarca bekledigin insan bi cırpıda gitmistir. hani kaymaklı ekmek kadayıfının en kaymaklı yerini sona saklarsın yemene saniyeler kala bi arkadasın gelirde napıon lan deyip atıverir ya agzına iste öyle kalırsın. gitmistir. haa sonrası daha garip tabii. senin hayatına giren sana yön veren güldüren kisi baslamıstır aglatmaya. ha bide basta sevgilim askım diyenin dilince artık ayı adi serefsiz, kasar, uruspu olur gidersin(sözler agır gelmesin kimseye tdk böyle diyo) sonra da hersey bitmis olur iste. gökten 3 elma falan düsmez böyle hikayelerde cunku pamuk prenses sen onu öpmeden kacmıstır siyah atlı prense. ve ardında buruk bi nefes bırakır bogazında hayatın boyunca atamayacagın o acı sey, sanki her yutkundugunda gırtlagını tırmalayan. ulan ben eros falan olacam varya göğe 3 ok atardım. birisi erkekten erkege kosan kıza, digeri one night stand denilen olaya kendini kaptırmıs yakısıklı züppeye girerdi o oklar. cok merak ediyorum nasıl bi askları olurdu. 3. ok mu? o hala havalarda iyi bir cocuk olursan belki sana dokunur.

10 Mayıs 2010 Pazartesi

KAHPERENGİ DÜNYA

Dünya'ya ilk geldiğimiz andan itibaren doktorun kıcımıza attığı ani şaplakla alırız ilk nefesimizi ve ilkgözyası hosgeldin der dünya ve biz hosbulduk deriz gözümüzden akan acılarla..
yani aslında neyin nasıl olacağı ilk o zaman bellidir düsünsene seni umutla bekleyen doğum odasının basında telaşlı adımlarla bebeğini bekleyen baba ve icerde acılar icinde seni dünyaya getiren anne ikisinde de bir umut ve sen hüzünle baslıyorsun
hayat:1---sen:0
Dünyanın düzenine oldum olası aklım ermedi zaten bircok kelime türemis güzel Türkçemde bencillik,hırs,egomonya,sinsilik,kalpsizlik,duyarsızlık,ikiyüzlülük... bu kelimeler her ne kadar yasadıgım cevredeki insanların tasvirini tam olarak gözler önüne sermesede sadece birkaç tane özelliklerini ortaya koymaya yetiyor sanırım. Bu dünyanın rengi kahve yada kahpe cıkarsızlıktan dolayı elini kıpırdattıgın zaman ahmak sadece karsıdaki insanın yüzünde bir gülümseme olmak istemen akılsızlık ben bu kadar olumsuzluık ekine sahip bir kisilikmiyim bilmem ama aslında eger öyleysemde mutluyum kendi cıkarsızlıgımın cıkmazında yüregimde dostlarımın siluetleri ve baktıgım yerde bizi görmem.bazen kendime cins sorular soruyorum kendi yalnızlıgımda yol alırken herkes baskasının cebinde ellerini dolastırmak yerine kendi cebine soksaydı istedigi seyi orada arasıydı nasıl olurdu acaba yada erkekler bu kadar kötü bayanlar bu kadar zalim olmasaydı aslında herkes istese süper insan olabilir mesela ben yaptıgım tüm hataları görmezsem mükemmelim kendi davranıslarım icinde. Susuz cöllere yagmur olmak varken neden bir kaktüs edasıyla gelip son suyunu alırsın kurak toprakların? karsıdaki insan senin samimiyetin icin sana canını verirken onun son nefesini vermesini izleyip ardından nasıl dönersin hayatına? söyleyipte söylemek istemedigin seyler söyledigin seylerden fazlaysa ve bunların yükünün altında eziliyorsan kendi öz bencilliginimi yapıyorsun yoksa baskalarının yanında sadece onların olmanı istedigi gibimi görünüyorsun? Aglayarak geldigi bi yerde sürekli gülmeyi kimse beklememeli güldürecek birisi cıktıgında karsına ona futbol topu gibi tekmeyi indirmemeli. Bu dünyanın rengi boktan pek fazla pislik yerlerde dolasmamalı yoksa sanırım sende onlardan biri olursun bende... bu anlamsız paramparca yazımın sonuna en mantıklı cümlemi yazmak istiyorum bi alıntı yaparak sevdigim bir dostumdan 'asla ölmek istemedigin yerde bulunma' bence dünyada ölmemek lazım AŞK'ına varmak lazım